back to top
Community

Madde Madde Türkiyede Anayasa Değişikliği

-

Posted on

21 maddeden 18 maddeye düşürülen anayasa değişiklik metninin hangi maddede hangi ifadeyi değiştirdiğini madde madde özetlemeye çalıştım. Hazırladığım bu yazıda her bir madde ile ilgili naçizane görüş ve yorumlarım da yer almaktadır. MADDE 1- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir. Sözkonusu madde uyarınca, mevcut anayasanın ''Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.'' metnine, mahkemelerin tarafsız olacağı ibaresinin eklenmesi kanaatimce yerindedir. Yargıda bağımsızlık, tarafsızlığın ön koşuludur. Dolayısıyla düzenleme ile bağımsız olan yargının tarafsız olamama varsayımı bertaraf edilmiştir. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Hâkimler Savcılar (Yüksek) Kurulu (Teklif m. 17, Anayasa m. 159) - Anayasa Mahkemesi (Teklif m 19/D, Anayasa m. 146) MADDE 2- 2709 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde yer alan “beşyüzelli” ibaresi “altıyüz” şeklinde değiştirilmiştir. Madde uyarınca mevcut anayasamızın ''Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur.'' metninde belirtilen milletvekili sayısı 600'e çıkartılmıştır. Kanaatimce sözkonusu arttırılan milletvekillerinin bölgesel dağılımı doğrultusunda yerinde bir düzenleme olabilecektir. Mevcut sistemde, belirli seçim bölgelerinde d'Hondt sistemi ile belirli sayılarda milletvekili çıkarılmaktadır. "İllerin çıkaracağı milletvekili sayısı ile seçim çevresine bölünmesi gereken illerin hangi ilçelerden oluşacağına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu'nun 2011/119 sayılı kararı" doğrultusunda bölgelerin çıkaracağı milletvekili sayıları belirlenmiştir. Ancak somut durumda ilgili karar doğrultusunda yüksek nüfusa sahip 3 metropol başta olmak üzere kimi seçim bölgelerinde 100.000 küsur oy ile 1 milletvekili seçilirken daha düşük nüfuslu kimi seçim bölgelerinde 20.000 küsur oy ile 1 milletvekili seçilebilmektedir. Sözkonusu değişiklik ile arttırılan milletvekili sayısı, düşük nüfuslu bölgelerin çıkarabileceği milletvekili sayısı 22/10/2009 tarihli ve 5922 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 10/06/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 4 üncü maddesi uyarınca düşürülememesi sebebiyle nüfusun önemli kısmının toplandığı büyükşehirlerin lehine adil bir dağılım olduğu takdirde bu değişiklik kanaatimce yerinde olacaktır. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - TBMM'nin görev ve yetkileri (Teklif m. 6, Anayasa m. 87) - Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Teklif m. 9, Anayasa m. 104/17) - Bütçe (Teklif m. 18, Anayasa m. 161/4) - Genel Görüşme (Teklif m. 7, Anayasa m. 98/3) - Soru (Teklif m. 7, Anayasa m. 98/5) MADDE 3- 2709 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yirmibeş” ibaresi “Onsekiz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar,” şeklinde değiştirilmiştir. Düzenlemede milletvekili seçilebilme yaşının 18 e düşürülmesi tartışmaya açık bir konudur. Sözkonusu değişikliğin gençlere siyaseti sevdirme gibi olumlu yönlerine karşın siyaset kapsamında deneyim ve bilgi birikimi eksikliği gibi olumsuz yönleri mevcuttur. Kanaatimce 18 yaşında seçilme hakkını kullanma alanı bulan birey, bahsettiğim bilgi birikimine sahip olacaktır. Dolayısıyla sözkonusu değişiklikte net bir tavrım olmamakla birlikte seçilebilme yaşının düşürülmesi hususunda olumsuz fikir beyan etmemekteyim. ''Yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar'' ibaresinin ''askerlikle ilişikliği olanlar'' şeklinde değiştirilmesi ise değişikliğin ilk kısmında ki seçilebilme yaşının düşürülmesi hususu ile kısmen bağlantılı olması ( 18 yaşında bireyin henüz askerlik hizmetini yapmış olması teknik anlamda mümkün olmaması ) sebebiyle yerinde olduğu kanaatindeyim. MADDE 4- 2709 sayılı Kanunun 77 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “C. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi MADDE 77- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.” Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin beş yılda bir aynı günde yapılması kanaatimce, iki seçim arasında oy kaymalarına sebebiyet verebilecektir. Buna karşın vatandaşların dönem içerisinde ayrı günlerde iki kez seçim hakkını kullanması da sosyal yaşamda aksaklıklara sebebiyet verecektir. Bu doğrultuda sözkonusu değişiklik hususunda net bir tavrım olmamakla birlikte seçimlerin aynı gün yapılması hususundaki değişikliğin yerinde olduğu kanaatindeyim. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Savaş Sebebiyle Seçimlerin Ertelenmesi (Teklif m. 4, Anayasa m.78/3) - Meclis ve Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Yenilenmesi (Teklif m. 12, Anayasa m. 116/2) - Birlikte Yapılacak İlk Seçimler (Teklif m. 20, Anayasa Geçici m. 21) MADDE 5- 2709 sayılı Kanunun 87 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 87- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.” Mevcut anayasanın 87 inci maddesinin sözkonusu değişikliğe uğraması ile yasama organının yürütme organını denetleme yetkisini ve yasama organının yürütme organına kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini verme yetkisini ortadan kaldırmıştır. Bahsettiğim denetleme yetkisinin kaldırılması denetim yapılmayan iktidarlar kapsamında sakıncalara sebebiyet verebilecektir. Meclisin yürütme üzerindeki denetim yetkisi mevcut düzenlemenin 6. maddesinde detaylı olarak düzenlenmesi sebebiyle burada, bu kapsamda bir değerlendirme gereği duymamaktayım. Kanun hükmünde kararnameleri ise kısaca tanımlamak gerekirse, hükümet tarafından çıkarılan maddi anlamda kanun gücüne sahip, parlamentonun tasdiki ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan kararnamelerdir.Olağan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nde, Olağan Kanun Hükmünde Kararnameler, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmakta; bu yetki Bakanlar Kurulu'na Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yetki kanunu ile verilmektedir. Olağan khk ile temel haklar, kişi hak ve ödevleri ile siyasî hak ve ödevler hakkında khk ile düzenleme yapılamaz. Olağanüstü Kanun Hükmünde Kararnameler ise Cumhurbaşkanı başkanlığındaki Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmaktadır. Bunun için TBMM'nin yetki kanunu vermesine gerek yoktur. Bu doğrultuda sözkonusu düzenlemenin olağan kanun hükmünde kararnameleri kapsadığı aşikardır. Başkanlık sisteminin en büyük özelliği devletin yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin sert bir şekilde ayrılmış olmasıdır. Kuvvetler ayrılığının önemi her bir güç ve kolun bir diğeri ile güç ve sorumluluk alanları bakımından bir çatışma yaşamadıkları bir model inşa etmektir. Bu doğrultuda sözkonusu anayasa teklifinin başkanlık sistemi kapsamına diğer sistemlere nazaran daha yakın olmasına dayanarak, kuvvetler ayrılığının en sert şekilde görüldüğü başkanlık sisteminin aksine sözkonusu düzenleme kuvvetler birliğine sebebiyet teşkil edecektir. Kanunu hükmünde kararnamelerin kanun gücüne sahip olması ve kanun gücüne sahip bir düzenlemenin olağanüstü haller dışında yasama organının iznine / onayına tabi olmaması anayasa hukuku kapsamında açıkça yetki gaspı olarak nitelendirilir. Bu doğrultuda sözkonusu madde hususundaki düzenlemenin yerinde olmadığı kanaatindeyim. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Bakanların atanması (Teklif m. 9, Anayasa m. 104/8) - Bakanların atanması (Teklif m. 11, Anayasa m. 106) - Bütçe (Teklif m. 18, Anayasa m. 161/4) - Genel Görüşme (Teklif m. 7, Anayasa m. 98/3) - Soru (Teklif m. 7, Anayasa m. 98/5) - Gensoru (Teklif m.19/E, Anayasa m. 99 - kaldırılmak istenen hüküm). MADDE 6- 2709 sayılı Kanunun 98 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır. “MADDE 98- Türkiye Büyük Millet Meclisi; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır. Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir. Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir. Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir. Yazılı soru; yazılı olarak en geç onbeş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir. Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.” Öncelikle değişikliğin ilk kısmında belirtildiği üzere “TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları” kenar başlığı metinden çıkarılmaktadır. TBMM’nin denetim görev ve yetkisi “genel görüşme açılması”, “yazılı soru”, “Meclis araştırması”, “Meclis soruşturması” şeklinde sınırlandırılmaktadır. Teklifin sözkonusu maddesinin değişikliğinin gerekçesinde “Kuvvetler ayrılığı prensibine uygun olarak yasamanın yürütmeyi denetlemesi... yasamanın görev ve yetkileri arasından çıkarılıyor.” gösterilmektedir.Komisyon metninde bu yanlıştan dönülmüş olsa da ileriki maddelerde “Meclis soruşturması” açılmasının ve yüce divana sevkin, öngörülen oy oranları nedeniyle adeta imkansız kılınmasıyla TBMM’nin denetimi bilgi edinilmesiyle sınırlı kalmaktadır. Bu doğrultuda meclis yürütme kapsamında etkisi olmayan ve hükümeti denetleyemeyen bir kurum haline gelecektir. Yargısal açıdan denetiminin teknik açıdan mümkünatını ileriki maddelerde tartışacağımızdan dolayı burada değinme gereği duymamama karşın müfettiş kurulu tarafından denetimin de hiyerarşi gereği mümkün olmayacağını belirtmek isterim. Bu doğrultuda yürütme organını cezai şartların gerçekleşmesi dışında denetlemek teknik açıdan mümkün olmayacaktır. Başkanlık sisteminin niteliği gereği gensoru kapsamında meclisin yetkisinin bulunmaması normal olmakla birlikte yasamanın, yürütme üzerinde fren ve denge mekanizmasının tamamen ortadan kaldırılması kanaatimce sakıncalı ve yerinde değildir. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - TBMM'nin görev ve yetkileri (Teklif m. 6, Anayasa m. 87) - Genel Görüşme (Teklif m. 7, Anayasa m. 98/3) - Soru (Teklif m. 7, Anayasa m. 98/5) - Gensoru (Teklif m.19/E, Anayasa m. 99 - kaldırılmak istenen hüküm). MADDE 7- 2709 sayılı Kanunun 101 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “A. Adaylık ve seçimi MADDE 101-Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir. Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir. Seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” Madde 7 deki düzenleme uyarınca 2709 sayılı kanunun 101 inci maddesi değiştirilmiştir. Sözkonusu düzenleme ile Cumhurbaşkanlığı seçim şekli düzenlenmiştir. Düzenlemenin ilk kısmında Cumhurbaşkanlığı adaylarının bulundurması gereken nitelikler bulunmaktadır. Düzenleme ile anayasanın 101 inci maddesinde ki ''Cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisi ile ilişiği kesilir'' ibaresi kaldırılmıştır. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı yeni sistemde bir partinin üyesi olabilecek, merkezi organlarda görev alabilecek ve parti başkanı olabilecek diyebiliriz. Buna paralel olarak sözkonusu sistemde yasama ve yürütme erkinin bir elde toplanmasının önü açılmış demek mümkün olacaktır. Hukuk sistemimizin temelini teşkil eden kuvvetler ayrılığı prensibinin, yasama ve yürütme kuvvetlerinin tek elde birleşmesi durumunda açıkça terk edilmiş olacağı aşikardır. Burada şunu belirtmek isterim ki siyasal düşünce tarihinde genellikle Montesquieu’nün adıyla özdeşleştirilen kuvvetler ayrılığı teorisi 1789 Amerikan,1791 Fransız Anayasalarından başlayarak pek çok pozitif hukuk belgesinde şu veya bu biçimde anlatımını bulmuş olmakla birlikte ,bu teorinin hukuki olmaktan çok ,siyasal nitelik taşıdığını belirtmek gerekir.Ünlü düşünüre göre iki hele üç kuvvetin aynı elde toplanması istibdada yani keyfi yönetime yol açar. Sonuç olarak Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisinin kesilmemesi hususundaki düzenlemenin yerinde olmadığı kanaatindeyim. Akabinde bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceği hükmüne düzenlemenin 11. maddesinde istisna getirilmiştir. Bu kapsamda görüşlerimi ilgili maddede belirteceğimden burda tekrar açıklama gereği duymamaktayım. Düzenlemenin ikinci kısmında ise seçimin nasıl yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Düzenleme gereği seçimin ilk aşamasında salt oy çoğunluğu aranmaktadır. İlk seçimde salt oy çoğunluğu sağlanamazsa düzenlemede belirtilen sürelerde ve şekilde ikinci oylama yapılır. Düzenlemenin bu ikinci kısmı kanaatimce sorun teşkil etmeyecektir. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Kamu hizmetine girme hakkı (Anayasa m. 70) - Milletvekili Seçilme Yeterliliği (Anayasa m.76) - TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Yenilenmesi (Teklif m. 12, Anayasa m. 116) MADDE 8- 2709 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 104- Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir. Kanunları yayımlar. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar. Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir. Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler. Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder. Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar. Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar. Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir. Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir. Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir. Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.” Düzenlemenin bu maddesinde Cumhurbaşkanının yetkileri hüküm altına alınmıştır. Madde ile sistemin doğasına uygun olarak yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa teklifinin esasen özü bu maddedir ve madde doğrultusunda diğer maddeler düzenlenmiştir. Değişikliğe göre artık kendi başına “Yürütme Organı” haline gelen yapının iradesi tek imzalı “cumhurbaşkanı kararnamesi”dir. Başkanlık kararnamesi çıkarabilmek için aranan koşul, “kanunlarda” kararname çıkarılacak “konuyu düzenleyen açık hükümler bulunmaması”dır. Bunun açıklaması teklifin 5. maddesinde düzenlenen meclisin yetkileri ile de ilişkili olarak, “yürütme” yetkisinin sahibi olan Başkan’a yasama yetkisi vermektir. Nitekim başkanlık kararnamesinin denetiminin Anayasa Mahkemesi’ne verilmesi de, bu kararnamelerin özünde yasama işlemi niteliğinde olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin hukuk tecrübesi bakımından bu önerinin mânâsı açıktır: Bugünkü Bakanlar Kurulu, kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarma yetkisini “olağan dönemlerde” TBMM’nin çıkardığı bir yetki kanunundan almaktadır ve konu ve süre bakımından onunla bağlıdır. Olağanüstü dönemlerde ise, KHK çıkarma yetkisi cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'na aittir. Konu sınırı yoksa da, yer sınırı vardır (olağanüstü durumun geçerli olduğu ülke bölümü). Nihai onay makamı, her iki durumda da TBMM’dir. AKP önerisi, başkanlık kararnamesi ile bugünkü olağanüstü yetki durumunu olağanlaştırmakta ve TBMM onayını da kaldırmak suretiyle, kararnâme yetkisini yasama yetkisine dönüştürmektedir. Nitekim, sözkonusu öneride Başkan’a verilen kanunları onaylama ve yayınlama yetkisi içinde yer alan, “tamamen veya kısmen uygun bulmadığı kanunları TBMM’ye geri gönderme yetkisi”, TBMM’nin yasama faaliyetinde Başkan’ın etkisini artıcı yönde düzenlenmiştir: Başkan tarafından geri gönderilen kanunların yasalaşabilmesi için TBMM’nin geri gönderilen kanunu aynen ve en az beşte üç çoğunlukla kabul etmesi gerekmektedir. Bu, “Başkanlık kararnamesi” ile yasama yetkisi verilen Başkan’ın kanunları engelleyebilme gücüne sahip kılınması anlamını taşımaktadır. Kanaatimce sözkonusu durum Anayasa Hukuku kapsamında açıkça yetki gaspı niteliğindedir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin kapsamı ise Meclis tarafından düzenlenmemiş hukuki alanların yanında, Cumhurbaşkanının üst kademe yöneticileri atama yetkisini düzenleyen usul ve esasları belirlemektir. Biraz açmak gerekirse Cumhurbaşkanının üst kademe yöneticileri atama yetkisinin usul ve esaslarını tekrar Cumhurbaşkanı belirleyecektir. Yürütme organı ister tek başına Cumhurbaşkanı olsun, ister mevcut sistem gibi diğer yetkililer ile birlikte olsun, her iki durumda da, devletin üst düzey yöneticilerinin hangi ilkelere ve işlemlere göre atanacağını yani bu işlerin esas ve usullerini belirlemek yetkisi “yasama organı” olarak TBMM’ye aittir. Çünkü bu iş devletin “yürütülmesine” değil, “kuruluşuna” ait bir iştir. Devletin kuruluşu, idare, hukuk devletinde idarenin kendisi tarafından kurulup kaldırılamaz. Bu iş meclis eliyle, kanunla yapılmadığı sürece, hukuk devletinden söz edilemez. Ortaya “idari devlet” çıkar. Teklifin 104. maddesinde yaptığı değişikliğin diğer tarafı ise “milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır” yetkisinin cumhurbaşkanına verilmesidir. Bu yetki şimdiki anayasada yoktur. Sözkonusu ibarenin kapsamında mevcut sistemde TBMM’de olan “Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek” yetkisi cumhurbaşkanına verilmiştir. Düzenlemede MGK artık cumhurbaşkanının emir komutasında bir yapıya dönüştürülmüştür diyebiliriz. Tüm bunların kapsamında sözkonusu teklifin 8. maddesi kanaatimce yerinde bir düzenleme değildir. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Teklif m. 9, Anayasa m. 104/17) - Merkezi idarenin kuruluşu-Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Teklif m. 15, Anayasa m. 126/3 ve 4) - Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği-Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Teklif m. 19/B, Anayasa m.118/6). MADDE 9- 2709 sayılı Kanunun 105 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu MADDE 105- Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır. Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.” Mevcut Anayasamızda “Bakanlar Kurulu” başlıklı ve Bakanlar Kurulu’nun kurulması, atanması, bakanların nitelikleri ile ilgili bu madde, “Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu başlıklı” madde haline gelmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, teklif kapsamında Cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu teklifin 5 inci maddesi ile de ilişkili olarak sözkonusu değildir. Bu doğrultuda tek başına yürütme yetkisine sahip Cumhurbaşkanının, Meclis tarafından siyasi kapsamda denetlenmesi mümkün değildir. Cezai sorumluluk kapsamında ki düzenleme ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu (teklif kapsamında 301 oy) ile istenir ve meclis üye tam sayısının beşte üçünün gizli oyu (teklif kapsamında 367 oy) ile soruşturma açılır hükmü ise Cumhurbaşkanının siyasi parti ile ilişkisinin kesilmemesinin düzenlendiği, teklifin 8 inci maddesi ile de ilişkili olarak pratikte mümkün olmayacaktır. Bu doğrultuda kanaatimce teklifin 9 uncu maddesi yerinde bir düzenleme değildir. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanların cezai sorumlulukları (Teklif m. 11, Anayasa m. 106/5 ve 106/10) MADDE 10- 2709 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “F. Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekâlet ve bakanlar MADDE 106- Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir. Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde, kırkbeş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanlığına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam eder. Kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yapılacağı tarihte her iki seçim birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81 inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde and içerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır ve dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır. Bu kişilerin görevde bulundukları sürede, görevleriyle ilgili işledikleri iddia edilen suçlar bakımından, görevleri bittikten sonra da beşinci, altıncı ve yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın görevi sona erer. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanır. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.” Teklifin 10 uncu maddesi ile mevcut Anayasamızın 106 ncı maddesi düzenlenmiştir. Sözkonusu düzenleme ile Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekalet edenler ve bakanlar ile ilgili hususlar hüküm altına alınmıştır. Düzenlemeye göre Cumhurbaşkanlığı, sayısı belirsiz ve hepsi cumhurbaşkanı tarafından atanacak ve görevden alınabilecek “cumhurbaşkanı yardımcıları” ile “bakan” unvanı taşıyan teknik-idari makamlardan ibarettir. Teklif kapsamında, TBMM Başkanlığı’na ait olan Cumhurbaşkanına vekalet yetkisi, Cumhurbaşkanının kendisi tarafından atanacak yardımcılardan birine bırakılmıştır. Kanaatimce devletin ve yürütme organının vekaleten temsilinde gayrı-meşru bir durum ortaya çıkmaktadır. Sözkonusu gayrı-meşru durum; devleti, milleti ve başkomutanlığı temsil eden koltuğa vekaleten oturacak kişinin ne seçimlerden ne de meclisten çıkıp gelmiş olmamasıdır. Bu doğrultuda vekaleti gerektiren durum kapsamında Cumhurbaşkanını temsil eden kişi demokrasinin gereklerine aykırı şekilde yürütme organının başına geçmektedir. Bununla birlikte maddede sayısı belirsiz yardımcılardan hangisinin sözkonusu vekaleti üstleneceği de hüküm altına alınmamış ve bilinmezlik içerisinde bırakılmıştır. Bu sebeplerle kanaatimce teklifin 10. maddesinde bulunan ve mevcut Anayasamızın 106. maddesini düzenleyen hüküm de kısmen yerinde değildir. MADDE 11- 2709 sayılı Kanunun 116 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi MADDE 116- Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir. Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder. Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır.” Teklifin 11 inci maddesi ile mevcut Anayasanın 116 ıncı maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiştir. Teklif kapsamında değiştirilen 116 ıncı madde ile Meclisin ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin yenilenmesi hüküm altına alınmıştır. Düzenlemeye göre Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu ile, Cumhurbaşkanının tek taraflı iradesi ile seçimler yenilenir. Bununla birlikte sözkonusu yenilenmenin Cumhurbaşkanının ikinci döneminde meclisin kararı ile gerçekleşmesi durumunda Cumhurbaşkanı bir defaya mahsus tekrar aday olabilecektir. Bu kapsamda teklifin 7 inci maddesinde hüküm altına alınan bir kimsenin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebileceği ibaresine istisna getirilmektedir. Kanaatimce istisna uyarınca, bir kimse sözkonusu teklifin 7 inci maddesi kapsamında parti disiplinini kullanarak, Meclis çoğunluğunu harekete geçirmek kaydıyla üç dönem, yani 15 yıl Cumhurbaşkanlığı makamında kalabilecektir. Bu doğrultuda kanuna karşı hile kavramının gerçekleşmesinin önü açılabilecektir. Sonuç olarak sözkonusu düzenleme zannımca yerinde olmakla birlikte teklifin 7 inci maddesi ile birlikte düşünüldüğünde sakıncaları mevcuttur. MADDE 12- 2709 sayılı Kanunun 119 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlıkları metinden çıkarılmıştır. “III. Olağanüstü hal yönetimi MADDE 119- Cumhurbaşkanı; savaş,savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir. Olağanüstü hal ilanı kararı verildiği gün Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır; Meclis gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilir, uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir. Cumhurbaşkanının talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz. Olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile 15 inci maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya geçici olarak durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenir. Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104 üncü maddenin onyedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur. Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar.” Teklifin 12 inci maddesi ile mevcut Anayasanın 119 uncu maddesi başlığı ile birlikte değiştirilmiştir. Olağanüstü yönetim usullerinden biri, “sıkıyönetim”dir. Bir diğeri ise “kısmi veya genel seferberlik” halidir. Teklif, bu olağanüstü yönetim usullerini tümüyle ortadan kaldırmıştır. Sıkıyönetim ibaresi anayasadan temizlenmiştir. Böylece olağanüstü yönetimlerde ordunun (TSK) yetkilendirildiği modeller olarak sıkıyönetim ve seferberlik ortadan kaldırılmıştır ve Anayasa’nın 122. maddesi ilga edilmiştir. Akabinde temel hak ve hürriyetler kapsamında sınırlandırmaların ancak kanun ile gerçekleştirilebileceği hüküm altına alınmasıyla birlikte ohal ilanı ile Cumhurbaşkanı, “Olağanüstü Hal’in gerekli kıldığı konularda, 104. maddenin on yedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecektir” Bu kapsamda; “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” denilmiş ise de bu amir hüküm, OHAL ilanından itibaren geçerli olmayacaktır. Bu doğrultuda kanunla düzenlenmiş hususlar da ohal ilanı ile cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenebilecektir. Bu düzenlemeyle OHAL şartlarında Cumhurbaşkanı kararnamesiyle sınırsız şekilde kanun değişikliği yapma yetkisi verilmektedir. Ohal'e binaen başvurulan uygulamalar, bir tür ‘kriz yönetimi araçları’ olup, bozulan ya da gereği şekilde işlemeyen bir düzeni yeniden tesis etmeyi amaçlar. Bu uygulamaların meşruiyetine ilişkin referansları ise, olağan dönemlerde uygulanan usule ve esasa ilişkin hukuk norm ve düzenlemelerinin mevcut olağanüstü şartların yarattığı sorunlara acilen müdahale edebilmede yetersiz kalmalarıdır. Dolayısıyla devlet, kendi egemenliğini yeniden tesis etmek ya da en azından hatırlatmak amacıyla ‘olağanüstü hal’ ilan ederek kendi gücünü tahkîm edici yeni bir hukuk düzenini uygulamaya koyar. Bu doğrultuda medyada sıkça eleştirilmesine karşın sözkonusu düzenlemenin yerinde olduğu kanaatindeyim. Buna karşın olağanüstü hale ilişkin düzenleme ve uygulamaların, bir ‘istisna hali’ olarak kalmayarak, şartların normalleşmesine ya da hafiflemesine rağmen siyasi, sosyopolitik ve hukuksal düzlemde kalıcı ve biçimlendirici etkisini sürdürmeye devam etmesi ve hatta ‘araçsallaşması’ yetki gaspı niteliğinde olup kuvvetler birliğine sebebiyet verebilecektir. Bu nedenle, istisna halinin zorunlu kıldığı uygulamaların başarıya ulaşmasında ‘aciliyet’ ve ‘zorunluluk’ ve kamu vicdanındaki ‘meşruiyet’ temellerinin de iyi gözetilmesi, yürütme lehine bozulan güçler ayrılığında siyasi denetim ve şeffaflığın mümkün olan maksimum düzeyde sağlanması ve bu bağlamda parlamentonun gözetiminden kaçınılmaması gerekmektedir. Nitekim teklif ile hükme bağlanacak olan olağanüstü hal süresinin uzatılması, kısaltılması ve kaldırılması yetkisinin meclise ait olması, sözkonusu teklifin 7 inci maddesi kapsamında parti disiplinine dayanarak sözkonusu yetkinin dolaylı olarak Cumhurbaşkanı tarafından kullanılması durumunda Türkiye Cumhuriyeti açısından içinden çıkılmaz bir hal alacağı aşikardır ve bu açıdan bakıldığında sakıncalarım mevcuttur. MADDE 13- 2709 sayılı Kanunun 142 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilir.” Teklifin 13 üncü maddesi ile mevcut anayasanın 142 inci maddesine belirtilen ibare eklenmiştir. Bu doğrultuda sözkonusu madde ile Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Genelkurmay Askeri Mahkemesi, Kara, Deniz ve Hava Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı nezdinde kurulu bütün askeri mahkemeler kaldırılmaktadıır. Savaş halinde kurulmak zorunda olan mahkemelerin kaldırılması ve askeri yargılama ve teşkilat tecrübesinin çöpe atılması kanaatimce TSK'yı güçsüz ve disiplini tahrip edilmiş bir güç haline getirecektir. Bu kapsamda naçizane kanaatimce Askeri Mahkemeler gerekli ve sözkonusu madde yerinde değildir. MADDE 14- 2709 sayılı Kanunun 159’uncu maddesinin başlığı ile birinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metninden çıkarılmış; iki, üç, dört ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; altıncı fıkrasında yer alan “asıl” ibaresi madde metninden çıkarılmış; dokuzuncu fıkrasında yer alan “kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere” ibaresi “kanun ve diğer mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir. “Hâkimler ve Savcılar Kurulu onüç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır. Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde, her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır. Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir. Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.” Hakimler ve Savcılar Kurulu, mevcut sistemimizde 22 kişiden oluşmaktadır. Bu sayı teklifle 12’ye düşürülmüş ancak daha sonra Anayasa Komisyonu’nca 13’e çıkarılmıştır. Düzenleme ile kurulun başkanı Adalet Bakanı olacaktır. Ancak bu kez söz konusu bakan “siyasal bakan” değil, cumhurbaşkanınca atanmış kişidir. Yine cumhurbaşkanınca atanan müsteşar da kurulun üyesi olarak görevlendirilecek. Geriye kalan 7 üyeyi TBMM, 4 üyeyi cumhurbaşkanı seçecektir. Böylece HSYK’da Cumhurbaşkanı 6, TBMM 7 üyeli bir ağırlığa sahip olacaklardır. Bununla birlikte TBMM'den gelecek üyelerin seçiminde teklifin 7 inci maddesi uyarınca cumhurbaşkanının mensubu olduğu parti kısmen söz sahibi olacağından hareketle HSYK üzerinde Cumhurbaşkanının hakimiyeti meydana gelecektir. HSYK üzerinde meydana gelen Cumhurbaşkanının hakimiyeti dolaylı yoldan yargı üzerinde hakimiyete sebebiyet verecektir. Bu kapsamda Anayasa Hukukunun temel prensiplerinden olan kuvvetler ayrılığının, yargı erki üzerinde kısmen hakimiyet elde eden Cumhurbaşkanı tarafından ihlali sözkonusu olacaktır. Defalarca belirttiğim üzere tüm demokratik sistemlerin esasını teşkil eden kuvvetler ayrılığı prensibi ''Başkanlık Sisteminde'' en sert biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda teklifin bu maddesinin içeriğindeki sözkonusu hüküm başkanlık sisteminin niteğinin ötesinde demokratik sistemin niteliklerine aykırılık teşkil etmektedir. Bu doğrultuda teklifin sözkonusu hükmü kanaatimce yerinde değildir. BAĞLANTILI HÜKÜMLER: - Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı (Teklif m. 1, Anayasa m. 9) - Anayasa Mahkemesi (Teklif m. 19/D, Anayasa m. 146) MADDE 15- 2709 sayılı Kanunun 161 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “A. Bütçe ve kesin hesap MADDE 161- Kamu idarelerinin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır. Malî yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ile yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller kanunla düzenlenir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz. Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Bütçe teklifi Bütçe Komisyonunda görüşülür. Komisyonun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır. Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini her bütçenin görüşülmesi sırasında açıklarlar, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar. Genel Kurulda kamu idare bütçeleri ile değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır. Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek tutarın sınırını gösterir. Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamaz. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik teklifleri ile carî ve izleyen yılların bütçelerine malî yük getiren tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur. Merkezî yönetim kesinhesap kanunu teklifi, ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak en geç altı ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanun teklifinin verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş gün içinde Meclise sunar. Kesinhesap kanunu teklifi ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez. Kesinhesap kanunu teklifi, yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülür ve karara bağlanır.” Madde ile mevcut sistemde hükümete ait olan bütçe hazırlama yetkisi Cumhurbaşkanına verilmektedir. Bütçe tek maddede (madde 161) düzenlenmekte, hükümetin yerini cumhurbaşkanı almaktadır. Bütçe ve kesin hesapla ilgili ayrıntıları düzenleyen madde 162-163-164 yürürlükten kaldırılmıştır. Teklifin bu maddesi ile devletin tüm mali yönetiminin, ülke kaynaklarının yıllık planlanmasının ve kullanılmasının Meclisin onayı ile Cumhurbaşkanına ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Kanaatimce sözkonusu teklifin kapsadığı sistemin niteliği gereği bu madde yerindedir. MADDE 16 - 2709 sayılı Kanunun; A) 8 inci maddesinde yer alan “ve Bakanlar Kurulu”; 15 inci maddesinin birinci fıkrasında, 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ve 19 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “, sıkıyönetim”; 88 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu ve”, ikinci fıkrasında yer alan “tasarı ve”; 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine,”; 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak,” ve altıncı fıkrasında yer alan “sıkıyönetim,”; 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, sıkıyönetim”, altıncı fıkrasında yer alan “, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ve “Yüksek”, yedinci fıkrasında yer alan “ile Jandarma Genel Komutanı”; 153 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “tasarı veya”; 154 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Yüksek”; 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları,” ve “tüzük tasarılarını incelemek,”, üçüncü fıkrasında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır. B) 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 78 inci maddesinin başlığı “D. Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler”; 117 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı”; 118 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları,” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları,”, “Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından” ibaresi “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından”, üçüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”, “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”, dördüncü fıkrasında yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları”, beşinci fıkrasında yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcısının”, altıncı fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 123 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık” ibaresi “Cumhurbaşkanı” ve “tüzüklerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”; 127 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanının”; 131 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi “tarafından”; 134 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlığa” ibaresi “Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana”; 137 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamelerin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”, altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları,”; 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “oniki” ibaresi “on”; 150’nci maddesinde yer alan “kanun hükmündeki kararnamelerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” ve “iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve”; 151 inci maddesi ile 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararname” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 152 nci maddesinin birinci fıkrası ile 153 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamenin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin”; 158 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “adli, idari ve askeri” ibaresi “adli ve idari”; 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “hükümete” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 167 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiştir. C) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “geri gönderilen kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “üye tamsayısının salt çoğunluğuyla” ve “117 nci” maddesinin üçüncü fıkrasının başına “Cumhurbaşkanınca atanan” ibareleri eklenmiştir. Ç) 108 inci maddesinin birinci fıkrasına “inceleme,” ibaresinden önce gelmek üzere “idari soruşturma,” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasında yer alan “Silahlı Kuvvetler ve” ibaresi madde metninden çıkarılmış; üçüncü fıkrasında yer alan “üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından,” ibaresi “Başkan ve üyeleri,” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir. D) 146’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “onyedi” ibaresi “onbeş” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibaresi ile dördüncü fıkrasında yer alan “, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır. E) 82’nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 96’ncı maddesinin ikinci fıkrası, 117’nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 127’nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 150’nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile 91, 99, 100, 102, 107, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 120, 121, 122, 145, 156, 157, 162, 163 ve 164 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Teklifin bu maddesi ile teklif edilen kanunun kapsadığı sistemin niteliği gereği 69 maddede değişiklik yapılmaktadır. Madde ile Anayasa’nın 12 maddesinde yer alan bazı ibareler çıkarılmakta, Anayasa’nın 19 maddesindeki bazı ibareler değiştirilmekte, Anayasa’nın 2 maddesine bazı ibareler eklenmekte ve Anayasa’nın 5 maddesindeki bazı fıkralar ile 21 maddesi ise bütünüyle yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu kapsamda teklifin amaçladığı sistemin niteliği gereği sözkonusu değişikliklerin zorunluluk olması nedeniyle kanaatimce sorun teşkil etmemekle birlikte mevcut Anayasa’nın 175. maddesine ve yerleşmiş anayasa değişikliği geleneklerine göre; anayasa yapılacak değişikliğin bu şekilde yapılıp yapılamayacağı doğrultusunda her maddedeki değişiklik; ibare ekleme/çıkarma, fıkra/cümle ekleme/çıkarma veya madde ekleme veya yürürlükten kaldırma tek tek düzenlenmek ve oylanmak zorunda olup olmadığı tartışmaya açık bir konudur. MADDE 17- 2709 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 21- A) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. B) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir. C) Anayasanın 159 uncu maddesinde yapılan düzenlemeye göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri en geç otuz gün içinde seçilirler ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kırkıncı günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar. Başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon on gün içinde her bir üyelik için üç adayı üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada üçte iki çoğunlukla seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci ve üçüncü oylamalar yapılır; bu oylamalarda üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Beşte üç çoğunluğun sağlanamaması halinde üçüncü oylamada en çok oyu almış olan, seçilecek üyelerin iki katı aday arasından ad çekme usulü ile üye belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aynı usul ve nisapları gözeterek onbeş gün içinde seçimi tamamlar. Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yeni üyelerin göreve başlayacağı tarihe kadar görevlerine devam eder ve bu süre içinde yürürlükteki Kanun hükümlerine göre çalışır. Yeni üyeler, ilgili kanunda değişiklik yapılıncaya kadar mevcut Kanunun Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uyarınca çalışır. Görevi sona eren ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yeniden seçilmeyen üyelerden, talepleri halinde adli yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Yargıtay üyeliğine, idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Danıştay üyeliğine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir; öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçilenler ise Danıştay üyeliğine Cumhurbaşkanınca atanır. Bu şekilde yapılan seçim ve atamalarda boş kadro olup olmadığına bakılmaz, seçilen ve atanan üye sayısı kadar Yargıtay ve Danıştay kadrolarına üye kadrosu ilave edilir. D) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş bulunan kişilerin herhangi bir sebeple görevleri sona erene kadar üyelikleri devam eder. E) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde; Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimler (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkate alınarak; a) Hâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarak atanabilirler. b) Aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, malî, sosyal hak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devam edilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veya Genelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanırlar. Bunlardan, emeklilik hakkını elde edenlerden yaş haddinden önce bu görevlerden kendi istekleriyle ayrılacaklara ödenecek tazminata ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir. Kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir. F) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152’nci ve 153’üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur. G) Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır. H) Anayasanın 67’nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.” Sözkonusu geçici madde ile TBMM üyelerinin seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçiminin tarihi şimdiden belirlenmektedir: O3.11.2019. Cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin bu tarihe kadar görevlerine devam edeceği hüküm altına alınmaktadır. Buna karşın sözkonusu geçici maddenin ''21/H'' hükmü ile Anayasanın 67/son kapsamında “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdikten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” hükmü ilga edilmiştir. Bu kapsamda eğer cumhurbaşkanlığı seçimi 03.11.2019’da yapılacaksa, Geçici 21/H düzenlemesine neden ihtiyaç duyulduğu tarafımca anlaşılmamaktadır. MADDE 18- Bu Kanun ile Anayasanın; a) 8, 15, 17, 19, 73, 82, 87, 88, 89, 91, 93, 96, 98, 99, 100, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler ile 114 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının ilgaları yönünden, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124 ve 125’inci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 127’nci maddenin son fıkrasına dair değişiklik; 131, 134, 137’nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 148’inci maddenin birinci fıkrasındaki değişiklik ile altıncı fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresine dair değişiklik, 150, 151, 152, 153, 155 inci maddenin ikinci fıkrası,161, 162, 163, 164, 166 ncı ve 167 nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile Geçici 21 inci maddenin (F) ve (G) fıkraları, birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte, b) 75, 77, 101 ve 102 nci maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte, c) Değiştirilen diğer hükümleri ile 101 inci maddesinin son fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin ilgası bakımından yayımı tarihinde, yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır. Teklifin bu maddesinin; (a) bendi ile Anayasa’da yapılan değişiklerin hangilerinin birlikte yapılan TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte; maddenin (b) bendi ile hangi maddedeki değişikliklerin birlikte yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte, maddenin (c) bendi ile “Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin Taslağın kanunlaşması ve yayımı tarihinde; yürürlüğe gireceği ve kamuoyuna sunulması halinde tümüyle oylanacağı düzenleniyor. Bu kapsamda önem arz eden husus bütün değişiklerin yürürlük tarihi ilk birlikte yapılacak seçim sonucunda cumhurbaşkanının göreve başlama tarihi ve bazı maddeler yönünden de seçim takviminin başlangıcı olduğu halde, cumhurbaşkanının partili olmasını sağlayan hükmün derhal yürürlüğe girecek olmasıdır. Bu doğrultuda teklifin kabulü halinde mevcut sistemde Cumhurbaşkanı partisi ile ilişki içerisine girebilecektir. Kaynak Diğer Yazılar

This post was created by a member of BuzzFeed Community, where anyone can post awesome lists and creations. Learn more or post your buzz!

Every. Tasty. Video. EVER. The new Tasty app is here!

Dismiss